Halide Nusret Zorlutuna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Halide Nusret Zorlutuna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2013 Cuma

YAYLA TÜRKÜSÜ

Bingöl yaylasında bin renktir bahar,
O güzel adına kurban yaylalar!
Bir yudum suyunda bin bir şifa var,

Sarmaşır güneşle, öpüşür ayla,
"Yaylalar içinde Erzurum yayla"

Gülüne başka gül uyar mı ola?
Türküsünü Tanrım duyar mı ola?
Düşümde gördüğüm bu yar mı ola?

Sarmaşır güneşle, öpüşür ayla,
"Yaylalar içinde Erzurum yayla"

Damarında akan Türkün kanıdır.
Göğsünü kabartan Türkün şanıdır;
Yayla Türkün canı, öz vatanıdır,

Sarmaşır güneşle, öpüşür ayla,
"Yaylalar içinde Erzurum yayla"

Kaynak: Ellerim Bomboş, s. 79

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

YALNIZ

İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Karacaoğlan


Esen boz rüzgâr mıdır?
İncecikten bir kar mıdır?...
Elifimi hatırlattı bana birden

Elif akla gelir de öbürleri dururlar mı?
Sevgililer
Geldiler
Birer birer:
Bânu'm, Çağrı'm, Yağmur'um, Emrah'ım
Kuşattılar çevremi,
Kiminin kolları boynumda,
Kimi tırmanır dizlerime.
Birbirinden güzel, birbirinden tatlı.

Kim demiş ki yalnızım?...
Camların ardındaki rüzgâr mı, kar mı ?..
Kim bakar artık!
Güneşler doldu bomboş evime,
Gönlüm güneşe doğru kanatlı.
Sana sonsuz şükürler Allah'ım!...

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

YAKARIŞ

Şüpheyle tereddütle yürek yandığı anlar
Mahkûm ederim suçlu görüp kendimi kendim
Âlemlere şâmil keremin, mağrifetin var,
Sen affını çok görme benim Rabb'im Efendim.

Ruhum süzülür nur olarak göklere bazen,
Bazen yedi kat yerlere batmış gibidir can.
Bir korkulu humma gibi kavrar beni isyan
Sen affını çok görme benim Rabb'im Efendim

Kurtar bizi zulmetten İlâhi bol ışık ver,
Kahrolsun, uzaklaşsın o şeytan denen ejder.
Rabb'im sana ermek dileriz yolları göster,
Sen lûtfunu çok eyle benim Rabb'im Efendim

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

SEVMEK

Sevmek...Delicesine, deliler gibi sevmek! 
Kuş uçar gibi sevmek, gök gürler gibi sevmek. 

Bir çocuk inanciyla inanarak, kanarak 
Ve bir günahkar fani azabiyla yanarak, 

Hep onu arayarak baharda, yazda, kişta; 
Nihayet "Büyük Sir"ra ulaşmak bir bakişta. 

O bakişta okumak aşkin büyük adini, 
Hep o büyük bakişta bulmak var olmanin tadini. 

Sevmek: Hasta anneyi, altin başli yavruyu, 
Bahari, yildizlari, gögü, güneşi, suyu... 

Yürekten kopan ince bir ahi, sever gibi, 
Sevmek...Topragi sever, Allah'i sever gibi!

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

MUCİZE

Büyük kudretine pek çok inandım,
Seni ta içimden sevdim ben, Tanrım!
Gönlüme tecelli eyledin sandım;
Yavrumu bağrıma basarken, Tanrım!

Yüzü gülden pembe, güneşten parlak,
Gözlerinin nuru sendedir mutlak,
Onun çehresinde sana tapınmak
Eğer bir günahsa affet sen, Tanrım!

Gönlüme taktım da neşeden kanat,
Gözlerime doldu göklerin kat kat...
Her eserin güzel ve yüksek, fakat
Bu çocuk en büyük mucizen Tanrım! 

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

KUM SAATİ

Bir kum saatinde erimiş gibi,
Zaman parça, an parça parça.
Hangi zalim oktur delen bu kalbi?
Göğsümden dökülen kan parça parça.

Benim değil artık, yaşamıyor dün.
Doğar mı doğmaz mı beklediğim gün?...
Bu yalan dünyada ne var ki bütün,
Huzur parça parça, can parça parça.

Yaşanmamış ömre yan parça parça!...

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

İNSANLAR

Seviyorum insanları zaman zaman
Bakıyorum yüreği güneş dolu alnı ak
Biri var;
Ne dilinde iğne ne avucunda taşlar
Ne gözlerinde yalan
Gerçekten insan!
Gülüşleri gözyaşları sıcak
Canımdan yakın, yıldızdan uzak
Biri var... böyle biri var
Ne güzel bu inanış, bu kutlu an!
Seviyorum insanları ben her zaman.

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

GİT BAHAR

Çekil bu gölgeli yolda gezinme, 
Bahar bakişlarin yine pek sarhoş. 
Yanilip gönlüme misafir inme. 
Kapisi kilitli, mihrabi bomboş 

Mabettir orasi, meyhane degil... 

Işiklar, kokular, sesler, çiçekler... 
Ömrünün her günü bir başka dügün, 
Bülbüller koynunda açti çiçekler 
Güller dökülürler gögsüne bütün!.. 

Gerçekten güzelsin, efsane degil: 

Altinli başinda papatya niçin? 
Sari saçlarina pembe gül takin 
Git bahar...Gönlümde ibadet için, 
Diz çöken kizlari ürkütme sakin, 

Kalbime girme, o kaşane degil!.. 

Git bahar, git bahar ! Uzaklarda gül, 
Denize renginden birak hediye, 
Ufuklarda gezin, semaya süzül... 
Kalbime sokulma "Peymane!" diye, 

Gördüklerin kandil, peymane degil!

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

GEL BAHAR

Gel bahar, erit bu yolun karını,
Geçen seneleri anmayalım hiç
Dinle bülbüllerin şarkılarını
Güllerin kıpkızıl şarabını iç.
Bu dünya bir büyük meyhanedir, gel!

Gel bahar, gel bahar, yakınlarda gül!
Denize renginden armağan bırak
Ufuklarda gezin, semaya süzül
Sonra yavaş yavaş in, içime ak!
Gönlüm hasretinle divanedir, gel!

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

ERZURUM

Senden ayrı, gurbet elde yıllardır,
Hasretini çekip durdum Erzurum.
Bir damla suyunda bin şifa vardır,
Ana yurdum, baba yurdum Erzurum.

Zorlu dedelerim kükrer sesinde,
Ninemin gülüşü, güler sesinde,
Tarihimin karanlık devresinde,
Hançerdin düşmana, vurdun Erzurum.

Gönülde sevgisin, damarda kansın,
Çileli, fedakâr, aziz vatansın,
Cümle güzel şehirlere sultansın,
Tahtını kalbime kurdun Erzurum.

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

DUYUŞLAR

I

Yolda yuvarlanan bir taş
Karşıki yapıya doğru.
Ne taşıdır?... Anlamak zor .!
Hiç Anadolu kokmuyor.

Bu taş benim taşım değil

Önümde tabak tabak aş,
Bardakta renkli renkli su,
Kim pişirmiş, Kim kotarmış?
İçinde acep ne varmış?...

Bu aş benim aşım değil !

Bazı gözlerden akar yaş,
Benimsiyemem doğrusu!
Belli yürekten akmıyor,
Benim içimi yakmıyor...

Bu yaş benim yaşım değil

II

Tövbe ! Yanılmışım meğer
Üstünde izim, serteser.
Çocuğum, sen postunu ser
Bu yer Türk'ün öz vatanı.

Atalarım, kapısını
Açmış, yapmış yapısını,
Mühürlemiş tapusunu .
Bu yer Türk'ün öz vatanı

Kanla çizilmiştir sınır
Uzanan eli hemen kır!
Hak, hakikin yardımcısıdır.
Bu yer Türk'ün öz vatanı

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

BİR ÇOCUK VARDI

Yıllar yıllar öncesi..
Bir tatlı çocuk vardı:
Bülbül sesiydi sesi,
Gülüşleri bahardı!

Ümitti, emeldi o
Her şeyden güzeldi o
Dünyaya bedeldi o
Ve dünya ona dardı!

Derken bir koca dünya parçalandı birden
Dağılıverdi ortalığa
Yalandan dünyacıklar
Ortaklık darmaduman
Ortalık perperişan
Ortalık kırık dökük, yamru yumru, düğüm düğüm..

Nerde benim tatlı küçüğüm?
Hangi yalandan dünyada kaldı,
Hangi yalancı rüyaya daldı?.. 

Ağustos 1979

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

BAYRAK MERASİMİNDE

"Hazırol!" emri... Selam... Sonra yürekler çarpar;
Genç göğüsler kabarır, ruhları kaplar da bahar.
Şafak üstünde gülerken güzelim "nazlı hilal"
Yükselir bir heyecan dalgası... yüzler al al

"Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak,
O benimdir, o benim milletimdir ancak!"

Her çocuk bir koca arslan "o benimdir!" derken,
Ona can vermeğe hazır bir işaret etsen'
Her yürek aşkına tutkundur ezelden ebede:
Şu küçük yavru, bu genç kız, o beyaz saçlı dede.

Onun aşkıyla erir kalbleri örten kara yas;
Bu kızıl gül dedemizden, atamızdan miras.
Ona gül rengini vermiş dökülen kanlarımız:
Sönmesin, ey yüce Tanrım, budur ancak varımız!

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

6 Temmuz 2013 Cumartesi

ARZ-I HAL

Gecenin bir saatinde
Eşiğine varan bendim
Kuşlar yuvada, kurt inde
Karanlığı yaran bendim

Sabahları erken erken
Yürek hasretle yanarken
Firkatin bahçelerinden
Vuslat gülü deren bendim

Bendim semada dolanan
Bendim oraya ney çalan
Parmakların uçlarından
Nuru alıp veren bendim

Hayır! Hiçbiri değildim
Hepsi benim hayallerim...
Dolaşarak iklim iklim
Doğru yolu soran bendim

Seni buldum şahım seni
Tut elinden üftadeni
Koma karanlıkta beni
Mevlana! Aman efendim

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA