Ahmet Telli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Telli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2013 Perşembe

ÇOCUKSUN SEN

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte

Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için

Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa

Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan

Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada

Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.

Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil

AHMET TELLİ

10 Temmuz 2013 Çarşamba

GÖÇ

Göç oldu bir acıdan öbür acıya 
oysa sağrısı kurumamıştı atımızın 
daha dün sürüp gelmiştik buralara 
bugün göründü yine yolların ucu 

Devrildi kıl çadırlar seher vakti 
usulca uyandırıldı çocuklar 
ve kadınlar bohçası çözülmemiş 
bir keder gibi gibi düştüler yola 

Turnalar gitti biz gittik 
bitmedi peşimizdeki nal sesleri 
nerde konaklasak tedirgindik 
kuruyordu ırmaklar ve göller 

Bir yangın gibi taşıyıp durduk 
kederi ve acıyı göğsümüzde 
yer gök duman içindeydi sanki 
genzimizi yakıyordu ayrılıklar 

Zulüm bırakmadı peşimizi hiç 
biz gittik o buldu izimizi 
konar göçer olduk yedi iklimde 
tanığımızdır dağlar taşlar 

Yalnız bir öfke ışıltısı kaldı 
gözlerimizin yorgun sularında 
yaşamak bir inat oldu artık 
yaşamak bir direnme oldu zulme 

Ve işte devrildi yine kıl çadırlar 
göç başladı bir acıdan bin acıya 
Geride akşamın küllenen ateşi 
ve susturulmuş çocuk sevinçleri kaldı

AHMET TELLİ